Dil gelişimi konusundaki tartışmada Michael Merdoyo’nun son sözleri
Koruma, yerinde saymak anlamına gelmez. En değerli olanın varlığını sürdürebilmesi için yeterince değişmekle ilgilidir. Bu nedenle, büyük çoğunluğu diasporada yaşayan ve devleti olmayan bir halk için mesele, yeni bir gerçekliğe uyum sağlayıp sağlamayacağımız değil, bunu nasıl yapacağımızdır.
Zekiye Cansu, bu konuyu sizinle tartışma fırsatı bulduğum için minnettarım. Aynı hedefi paylaşıyoruz: Asurca’nın (Süryani) yaşatılması. Ayrıca, tarihi alfabemizin kültürel mirasımızın paha biçilmez bir parçası olduğu konusunda da hemfikiriz.
Aramızdaki fark, hedef değil, o hedefe giden yoldur.
Ben Asur-Aramice yazının yerine geçmesini savunmuyorum, onu tamamlamasını savunuyorum. Bu ayrım önemlidir.
Tarihi yazının varlığını tehdit eden bir unsur görmüyorum. Kilise, liturjiyi, klasik metinleri ve alfabeyi gelecekte de yaşatmaya devam edecek güçlü ve iyi işleyen bir kurumdur. En büyük zorluğun burada olduğunu düşünmüyorum.
En büyük zorluk, halkımızın yaklaşık yüzde 80’inin diasporada yaşamasıdır. Kendi ülkemiz, kendi okullarımız ve normalde dili standartlaştıran ve nesiller arasında aktaran kurumlarımız yok. İşte bu nedenle, içinde yaşadığımız gerçeklikte işe yarayan araçları geliştirmemiz gerektiğine inanıyorum.
Ana dil öğretmenlerine, daha iyi öğretim materyallerine ve daha fazla dijital araca ihtiyacımız olduğu görüşüne tamamen katılıyorum. Ancak ortak bir Latin alfabesi sistemini bunun bir alternatifi olarak değil, farklı bir alfabeyle büyüyen çocuklar ve gençler için öğretimi, öğretim materyallerini ve dijital araçları daha erişilebilir hale getirmenin bir yolu olarak görüyorum.
Üstelik dilimiz zaten değişmiştir. Lehçelerimiz çeşitli çoğunluk dillerinden etkilenmekte, farklı yönlere doğru gelişmekte ve bugün onları bir arada tutan ortak ve erişilebilir bir yazılı dil normundan yoksundur. Dolayısıyla mesele, dilin değişip değişmediği değildir – zira dil zaten değişmektedir. Asıl mesele, bu gelişimi şekillendirmeye çalışacak mıyız, yoksa kendi kendine çözülmesini mi umacağız?
Tarih ayrıca, toplumda meydana gelen değişimlere paralel olarak halkımızın daha önce de yazı sistemini uyarladığını göstermektedir. Şu anki fark ise, hiç kimsenin tarihsel yazı sistemimizi terk etmemizi önermemesidir. Aksine, ilk kez hem onu korumaya hem de halkımızın bugün içinde yaşadığı gerçekliğe uygun tamamlayıcı bir yazı sistemi geliştirmeye imkânımız bulunmaktadır.
Kimliğimize yönelik en büyük tehdidin, yeni araçlar geliştirmemiz olduğunu sanmıyorum. Bence en büyük tehdit, değişimden o kadar çok korkmamız ki, dili daha da zayıflamaya terk edip, gelecek nesillere onu yaşatmak için daha iyi imkânlar sunmamamızdır.